Helikopter Aile (Helicopter Parents) terimi ilk defa Foster W. Cline ve Jim Fay tarafından 1990 yılında “Parenting with Love and Logic: Teaching Children Responsibility” kitabında kullanılmış ve Batı ülkelerinde öğretmenler ve diğer profesyoneller tarafından kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu terimin ilk çıkış hikayesi, bir çocuğun “annem başımda helikopter gibi dönüyor” şikayetiyle başlamış ve bu kitapta yer almıştır.

Helikopter ebeveynlik nedir? ; çocuklarının başından ayrılmayan, etrafında pervane olan, her şeylerine yetişmeye çalışan, hayatlarına ve kişiliklerine müdahale eden, yorulmak bilmeyen anne babalardır. Günümüzde “helikopter ebeveynlik(ler)”, çocuklarının sosyal ve öğrenim hayatlarında onları çok yakından takip eden, çocuklarının üstlenmesi gereken sorumlulukları büyük bir hevesle üstlenen, evlatlarını tamamen kendilerinin uzantısı olarak gören, her sorunu onlar adına çözmekten mutlu olan ve daha da ileri giderek “Biz tıp okumak istiyoruz” diyebilen helikopter ebeveynlik(ler)dir. Bunun bir diğer versiyonu ”Bizim hafta sonu yüzme kursumuz var, biz hafta içi piyanoya gideceğiz”dir. Bütün aileler çocukları için en iyi olanı sağlamak ve onların hayatlarını kolaylaştırmak isterler. Bu iyi niyetli istek bazen çok aşırı biçimde ortaya konup uygulandığında, çocuklar için zararlı, zorlayıcı ve yardım etmekten uzak bir hal almaktadır .

Kendi ayakları üzerinde durabilen sağlıklı bir birey olarak yetişemeyen gençlik sadece aileler için değil, toplum için de bir sorundur. Kendine yetemeyen, anne babasına bağımlı, öz güveni düşük çocuk, geleceğin sorunlu bir yetişkini olarak toplumda yer alacaktır.

Bu şekilde büyüyen ve yetiştirilen gençlerin hayatlarında başarısız olması ve psikolojik problemler yaşaması da kaçınılmazdır. Sağlıklı bireyler olarak yetişmeyen insanların, sağlıklı bir toplum oluşturması da düşünülemez.

Rastgele Yazı / Erkeklere Önyargı

Helikopter Ebeveynliğe Karşı Ne Yapılmalı ?

Eğitim bilimleri alanında önemli bir gelişim psikoloğu olan Eric Ericson, çocukluk yıllarının kişilik gelişiminde oldukça önemli olduğunu ifade etmiştir. Freud ise kişiliğin 0-6 yaş arasında oluşup şekillendiğini savunmaktadır. Ericson’a tekrar dönecek olursak o,psikososyal gelişim kuramında  8 evreden bahseder. Her bir evre çok kritiktir ve her evrede çözülmesi gereken bir kriz-çatışma durumu bulunmaktadır. İnsanların sağlıklı kişilik kazanabilmeleri için bu dönemleri başarıyla atlatmaları gerekmektedir. Herhangi bir dönemde yer alan krizin uygun şekilde çözümlenmemesi halinde, bireyin sonraki yaşamlarında da bu kriz devam etmekte ve çözümleninceye kadar problem oluşturmaktadır.

Doğumdan ölüme kadar toplamda 8 evre vardır bu evrelerden çocukluğu en fazla ilgilendiren 2.evreyi inceleyeceğiz.

2.Evre : Bağımsızlığa Karşı Utanç ve Şüphe ( 1.5 -3 yaş )

Bu döneme hakim psikososyal krizin atlatılabilmesi için en önemli yol, çocuğun tek başına yapabileceğine emin olunan işlerde, onun yerine işi yapmamak, onun yapmasına olanak sağlamaktır. Ayrıca kendiyle ilgili konularda seçim hakkı verilmelidir. Kendini dış dünyaya açmaya, aileye koşulsuz olarak bağımlı kalmamaya çalışan çocuk, kendisine seçme şansının tanınması halinde, kendi düşüncelerine de önem verildiğini anlayacak ve bu durum öz güven duygusunu pekiştirecektir.

helikopter ebeveynlik

Özerkliğe karşı şüphe ve utanç döneminin psikososyal krizinin başarıyla atlatılabilmesi için çocuğun tek başına, bağımsızca etkinlik gerçekleştirmesine olanak sağlanmalıdır. Sürekli sınırlandıran, aşırı koruyan, sürekli olarak hataları ön plana çıkartan, çocuklarını aşırı kontrol altında tutan anne-babalar ,çocuklarının özerkliğini kazanamamasına neden olmakta, bağımlı kişilik özelliklerinin oluşmasına yol açmaktadır. Demokratik anne-babalarsa çocuklarına seçim şansı sunar. Onlara tek başına etkinlik gerçekleştirebilecekleri ortamlar oluşturur. Bu durum da çocuğun özerkliğini kazanmasına yol açacaktır, bu söylediklerimin aksini yapan helikopter ebeveynlik (ler) ise çocuklarında kuşku, utanç ve şüphe duygularının oluşmasını sağlayacaktır.

Bazen görmüşsünüzdür, bu yaş aralığındaki çocukların anneleri  yemeği  kaşıkla çocuğun ağzına yaklaştırırlar. Bazı çocuklar annesinin yaklaşan elini reddederek kendisi kaşığa uzanır ve kendi başına yemeye çalışır. İşte bu çocuklar büyük ihtimalle gelecekte bir işi yaparken başkalarından onay beklemeyen, bağımsız,özerk,öz güven sahibi çocuklar olacaktır.

Şu sahneye de tanık olduğunuzu zannediyorum  : Helikopter ebeveynlik evden çıkarken evin küçük çocuğunun ayakkabısını annesinin giydirmesini reddeder. Kendisi de ayakkabısını kolayca giyemez aradan rahat 4-5 dakika geçer ve sonunda evden çıkılabilir. Çoğu aile büyük ihtimalle bu durumda çocuğu kucaklayıp aşağı indirir ve ayakkabısını da arabanın içinde kendisi giydirir. Bu tür ailelerinin geneli de helikopter ebeveynlikdir. Yapılması gereken tabii ki dakikalarca sürse de çocuğun kendi işini kendisinin yapabilmesine ön ayak olmaktır, çünkü mesele ayakkabı giymenin çok ötesindedir. Bırakın çocuğunuz hata yapsın, düşsün kendini yaralasın, dizini kanatsın, hatta ağlasın  bu onun ciğerlerini açacaktır. Kumda, çamurda oynasın, üstünü kirletsin ,onu ekmek almaya yolladığınız zaman verdiğiniz parayı düşürsün, bunlar kısa vadede onun canını yakabilir fakat uzun vadede kişilik gelişimine oldukça katkı sağlayacak şeyler.

Anne, ayakkabılarımı giydirir misin ? Hayır,bunu sen yapabilirsin.

Anne,kravatımı bağlar mısın ? Hayır,bunu sen yapabilirsin.

Anne,çorabımı giydirir misin ? Hayır,bunu sen yapabilirsin.

Baba, o çocuk bana vurdu gidip onu döver misin ? Hayır oğlum,bu sorunu sen çözmelisin.

Baba,yaz tatilinde bisiklet almak istiyorum bana para verir misin ? Yarısını verebilirim oğlum,kalanını çalışarak tamamlamaya ne dersin ?

Baba, arabalarımdan birisinin tekerleği kırıldı bunu onarır mısın ? Bunu beraber tamir edelim oğlum, her zaman yanında olmayabilirim.

İZOLASYON BİR YERE KADAR

Arkadaşlarımdan birisiyle tecil işlemlerimiz için askerlik şubesine gitmiştik,orada sıranın gelmesini beklerken 29 yaşında olduğunu duyduğum bir doktora öğrencisi vardı o da yine tecil işlemleri için buradaydı. Sıra ona geldi ama birkaç sorun çıkmıştı ve gişedeki memurla sorunu çözemediler. Ardından komutan geldi ve olayı dinlemeye başladı,bu 29 yaşındaki adam şubeye yanında babasıyla birlikte gelmişti. Komutan niye babanı yanında sürükledin diye bir ton fırça kaydı,  ” Tek başına halledemiyor musun sorunlarını ? ” diyerek babasının yanında verdi veriştirdi.  Hayatın bazen ne kadar acımasız olduğu gerçekten burada ortaya çıkıyor. Siz çocuklarınızı istediğiniz kadar vahşi dünyadan korumaya çalışın bir gün mutlaka vahşilikler gelip onu buluyor.

Helikopter ebeveynlik(ler) tarafından izole ortamda büyütülmüş bir çocuğu düşünün, dış dünyadan tamamen soyutlanmış, tehlikelerden arındırılmış olsun yani helikopter ebeveynlik dediğimiz olay, her zaman çocuğun tepesinde dolanan anne baba modeli. Şimdi bu helikopter ebeveynlik(ler) kısa vadede çocuğuna iyilik yaptığını, çocuklarını vahşi dünyadaki tehlikelerden koruduğunu(!) düşünmektedir. Ama kazın ayağı elbette öyle değil. Çevremde erkek çocuğunu  10-11 yaşına gelmesine rağmen hala elinden tutup sınıfına kadar götüren bir anne biliyorum. Kendisine neden böyle yaptığını sorduğumda diğer çocuklar bizimkini eziyor cevabını vermişti.

Sorun da tam olarak burada başlıyor işte. Mesele diğer çocukların onu ezmesi değil. Hayatın her aşamasında insanlar gruba dışarıdan birisi katılacağı zaman acaba grubun dinamiklerine ayak uyduracak kadar güçlü mü diye teste tabii tutarlar. Bu erkek çocuk yeteri kadar güçlü değil. Çünkü annesi sen ona güçlenme fırsatı vermedin. Ayakkabılarını sen giydirdin, yemeğini ağzına sen verdin, okula sınıfına kadar sen götürdün, ekmek almaya bile yollamadın, yaz tatilinde herhangi bir yerde çalışıp ezilmedi, emeğin zamanın ve paranın gücünü anlayamadı. Üstüne üstlük günde saatlerce ekranın içine bakmasına izin vererek gözlerinin bozulmasına, moronlaşmasına da ön ayak oldun, daha doğrusu oldunuz anne baba olarak ikiniz.

Ne demiştik kısa vadede mutluluk veren şeyler geliştirmez. Belki o çocuğun yaşıtları dışarıda oyun oynarken siz kendi çocuğunuzu çatıdan kafasına taş düşmesin diye evde tuttunuz. Bir nevi kendi vicdanınızı rahatlattınız ama sonuç ne oldu ??? Büyük ihtimalle yine aynı anne baba bu çocuk 17-18 yaşlarına geldiğinde evlatlarının özgüvensiz olmasından şikayet edecektir. Hayır o çocuk özgüvensiz olmadı, onu siz özgüvensiz yaptınız. Kısa vadedeki mutluluğunuzu ,uzun vadeli mutluluğunuza kurban ettiniz ve yeterince risk almadınız, kolay olan yolu seçtiniz. Bu söylediklerime eleştiri olarak ” E o zaman çocuk da ailesine karşı çıkıp, onun isteklerini reddetseydi ” cevabı gelebilir. Eğer çocuk helikopter ebeveynlik lerinin isteklerine boyun eğmeyecek bir yapıda olsaydı zaten bu satırları yazmamış olurdum, burada ebeveynlerin bilinçlenmesi konusundan bahsediyorum.

Ayrıca bu yazı altında ailelerine öfkeli gençlerin ağlaşmasını da istemiyorum. Sizi dünyaya getirecek olan aileyi seçmeniz en azından şu anlık mümkün değil. Değiştirilebilecek özellikleriniz varken değiştiremeyeceğiniz özelliklere odaklanmanız çok da akılcı değil. Aileniz, mevcut düşünce yapıları, dünya görüşleri ve hayata bakış açılarıyla sizi yetiştirdi ve onlara göre en iyi yetiştirme şekli buydu. Siz bu yazıyı okuyan gençler anne babalarınızdan çok daha iyi bir ebeveyn olacaksınız, asgari ücretle 4 çocuklu ailenize bakacaksınız ki o zaman onları eleştirme hakkına sahip olasınız.

GÜÇLÜ ANNENİN İTAATKAR OĞLU

Bütün güçlü anneler aynı tarzda çocuk yetiştirmiyorlar elbette fakat farklı yollarla da olsa ortak çıkan sonuç genel olarak güçlü annelerin itaatkar oğulları oluyor. Çok nadir olarak anne bilinçli olarak oğlunun yaratılış özelliklerini bozmamaya gayret ederek oğlunu güçlü yetiştirebiliyor.

Güçlü anne hayatta her şeye yetişme sorumluluğunu üstlendiği için oğlunu korumak adına onun bağımsız olmasına izin vermez. Oğlunun her işini üstlenir. Oğlu gak deyince su,guk deyince yemeğini önüne getirir ya da çalıştığı için organizasyonu iyi yapar ve oğlunun istekleri ayağına gelir. Sınavları için öğretmen ayarlar , ihtiyaç varsa yaşam koçu ayarlar. Bir şekilde görünen her ihtiyacın ayarlamasını yapar. Anne böyle yaparak çocuğa iyilik yaptığını zannederken aslında, oğlunun bütün erklik gücünü zayıflattığının farkında değildir. Erkek çocuğu büyürken sorumluluk almaya alışmalı ve bağımsızlığına müdahale edilmemeli.

Güçlü annelerin itaatkar oğulları sadece anneye boyun eğmeye değil, kadın hükmüne girmeye yatkın oluyor . Güçlü anne,hem oğlu üzerinde baskın oluyor hem de evde eşi üzerinde baskın olduğu için oğlu kadın hükmüne itaatin gerekliliğine inanıyor.

Güçlü kadınların oğulları güçlü kızları çekici bulur ve güçlü kızlarla evlenirler. Enerjileri güçlü kızları çeker. Zira insan alıştığını arar. Fakat evlilik içinde güçlü kadınların oğulları genellikle mutsuz olur. El bebek gül bebek yetişip sorumluluk almaya yatkın olmadığı için de karısının, annesinin yüklendiği gibi sorumlulukları yüklenmesini bekler. Bu da sorumlulukları üstlenen karısını öfkelendirir.

Ayrıca erkek annesine itaat ettiğinde annesi onu aferinle ödüllendirirken , karısı bütün itaatine rağmen onu ödüllendirmediği gibi bir de sık sık cezalandırır. Erkek güçlü annesi ve güçlü karısı arasında kalır genellikle. Anne, oğlu üzerinde iktidarını kaybetmek istemez , karısı kayınvalideyi iktidarına ortak etmek istemez. Böylece erkek iki kadın arasında şaşkına döner. Modern söylemle maskülen annenin feminen oğlu, maskülen karısıyla mutlu olamaz.

-Sema Maraşlı – Güçlü Kadınlar Neden Mutlu Değil ? – Sayfa 166-167