Bir ülkeye yatırım yapacağınız zaman nelere bakarsınız? Buyur sizlere bir ülkeye yatırım yapmak istediğiniz zaman hangi unsurları dikkat edilmesi gerekiyor, onları inceleyelim. Bir ülkeye yatırım yapmak en zor işlerden birisidir.

Verilen bilgiler yatırım tavsiyesi değildir, sadece öngörü oluşturmak için yazılmıştır.

Sosyalenerji.com
  1. Yüksek enflasyon
  2. Yüksek işsizlik
  3. İkiz açık
  4. Gelir dağılımının bozukluğu
  5. Vergi yapısının bozukluğu
  6. Dış finansman bağımlılığı
  7. Kredibilite sorunu
  8. Net hata ve noksanın yüksekliği
  9. Dolarizasyon
  10. Sisteme müdahaleler
  11. Merkez Bankasının bağımsızlığı
  12. Tasarruf yetmezliği

Teker teker inceleyelim;


1) Yüksek enflasyon

Yüksek enflasyonun, yatırım malları maliyetlerini oldukça yukarı çekmesi nedeniyle girişimci, işadamı ve üreticinin yeni iş alanları aşmasını engeller. Ortam risklidir. Bu da reel yatırımların (yani üretime yönelik girişimlerin) durması, istihdamın azalması ve ülke ekonomisinin küçülmesi sonucunu doğurur. Dolarizasyona yol açar.

Toplumda belirsizlikler, ümitsizlikler yaratır.

2) Yüksek işsizlik

İşsizlik %5 veya %6’nın üzerine çıkarsa ekonomide ciddi problemler oluşur ve ülke için yıkıcı boyutlara da sıkıntılara sebep olabilir. Çok sayıda insan işsiz olduğunda, ekonomide büyüme yavaşlar ve tüketici harcamaları artacağından dışa bağımlılık da artacaktır. Bu da ülke adına zorlu ve yıpratıcı bir süreçtir. Eğer işsizlik oranı yüksek seviyelerde kalmaya uzun süre devam ederse, ekonomide resesyon derinleşebilir, hatta iktisadi depresyona sebep olabilir. Eğer bir ülkenin işsizlik sorununu giderme adımları varsa bunları nasıl anlayabilirim diye soruyorsanız bu konuda Mahfi Eğilmez’in şu sözlerine öncelik verilmelidir:
İşsizliğe çözüm konusunda nasıl adımlar atılması gerektiği konusunda Mahfi Eğilmez’in şu sözlerine öncelik verilmelidir:

“Bir sorunu çözebilmek için önce o sorunu doğuran nedenleri saptamak gerekir. Türkiye(X)’de işsizlik niçin yüksek? Türkiye’de işsizlik oranı 2000’ler öncesinde ortalama yüzde 7,5 dolayındaydı. İşsizlik niçin yüzde 7,5’dan iki haneli oranlara yükseldi? Bunun ilk nedeni 2001 krizi, ikinci nedeni de Türkiye’yi asıl olarak 2009 yılından başlayarak etkileyen küresel krizdir. Bu iki krizde birçok işyeri kapandı, açık kalanlar ise işçi çıkartmak zorunda kaldı. Her ne kadar büyüme bu dönemde ortalama olarak yüzde 6’ya yakın gerçekleşmiş olsa da enflasyonun yüzde 10’a yakın olması, tasarrufların ve yatırımların düşük kalması, büyümenin istihdam yaratmaktan nispeten uzak sektörlerden kaynaklanması işsizlik sorununu çözmek bir yana artıran gelişmeler oldu”

(İşsizlik Sorunu Nasıl Çözülür, 2018) – Mahfi Eğilmez

3) İkiz açık

İkiz açık hipotezi bir ekonomide bütçe açığı ile cari açığın birlikte görülmesini ifade etmektedir. Bütçe açığı ve cari açık hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için sorun olarak görülmektedir. Türkiye’de bütçe açığının son yıllarda azalmasına rağmen cari açığın yüksek oranda seyretmektedir. İktisat literatüründe ikiz açıkla ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Geleneksel Keynesyen görüşe göre bütçe açıklarının cari açığa neden olacağı iddia edilirken Ricardocu denklik hipotezine göre cari işlemler açığı ile bütçe açığı arasında herhangi bir ilişkinin olmadığını iddia edilmektedir. Bu çalışmada ikiz açık hipotezi Türkiye ekonomisi örneğinde zaman serileri analizleri yardımıyla tahmin edilmektedir. Elde edilen sonuçlar geleneksel Keynesyen görüşü desteklemektedir.

Peki Keynesyen Görüşü nedir?

“Keynes ekonomisi özel sektörün ağırlıklı olduğu ama devlet ve kamu sektörünün büyük role sahip olduğu bir karma ekonomiyi savunmaktadır. Keynesyen ekonomiye göre özel sektörün verdiği kararlar bazen verimsiz makroekonomik sonuçlara neden olmaktadır. Bu nedenle devlet etkin bir şekilde rol alarak iş döngüsünü stabilize etmelidir. Örneğin, merkez bankası aracılığı ile para politikaları ve hükûmet aracılığı ile maliye politikaları uygulanmalıdır. Keynesci teoriler ilk kez, 1936’da yayınlanan İstihdamın, Faizin ve Paranın Genel Teorisi (İng: The General Theory of Employment, Interest and Money) adlı kitapta sunulmuştur.”

4) Gelir dağılımının bozukluğu

Gini kat sayısı gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade eder. 2015 yılında Avrupa Birliği 28 ülke ortalamasında Gini katsayısının 0,310 olduğu görüldü. Avrupa’daki Gini kat sayısı AB ülkelerine yatırım yapılabileceği anlamına geliyor. Peki gelir dağılımın bozulması nelere sebep olmaktadır? Yıllık ölüm sayısında artış, hırsızlık, güvensizlik, liyakatsiz gibi sorunlara sebep olmaktadır. Gelirim dağılımın eşitsizlikler toplum yapısında temel sorunlara sebep olmaktadır. Bu da bir ülkeye yatırım veya girişim yapılmaması gerektiğinin istatiksel görünümüdür.

5) Vergi yapısının bozukluğu

Gelirin kazanılması üzerine değil, harcama üzerine dayanan bu sistemde oransal olarak düşük gelirliden daha fazla vergi alınmasına yol açıyor. Çünkü gelir yükseldikçe harcamalar azalır, tasarruflar artar. Üzerine bir yazacağımdan kısa geçiyorum.

6) Dış finansman bağımlılığı

Dış finansman bağımlığının nedeni tasarruf yetmezliğidir. Tasarruflar yatırımın altında kalmakta ve aradaki fark yurtdışındaki kaynaklardan kapatmaya çalışmak gibi bir ekonomik plan bir çok ülkenin kullandığı yollardan birisidir. Dış finansman bağımlığılını Aynı zamanda coğrafi konumundan dolayı gelen geliri unutmamak lazım. Turizm, deniz ve hava limanları, arazi vb. Ancak burada bununla birlikte dış siyasetteki konumu da çok önemlidir. Bu ülkelerin dış siyasetini de iyi gözlemlemek gerek.


7) Kredibilite sorunu

bir ülkeye yatırım yapmak,, almanya 5 yıllık cds
bir ülkeye yatırım yapmak,, Almanya 5 yıllık cds

Ülkeler açısından kredibiliteyi ölçmek için başvurulan yöntemlerden biri CDS primidir (Credit Default Swap.) CDS primi, bir kişi ya da kuruluşun kredi sahibinin alacağını ödeyememesi riskini belirli bir bedel karşılığında üstlenmesidir. Almanya’nın 5 yıllık CDS primi 2020 yılında en düşük 8,686 değerinde, en yüksek ise 25,429 değerinde olmuştur. CDS primi 300’ün üzerinde olan ekonomiler aşırı kırılgan ekonomiler olarak kabul ediliyor. Bu ise Almanya’nın çoğu ülke tarafından ekonomik olarak güvenilir ve borç verdiğim taktirde geri alabilirimin güvenini gösteriyor. Özellikle şu anda pandemi döneminde CDS primini kontrol altında tutabilmesinin ekonomik açıdan ne kadar sağlam açıklamada yeterli olacağını düşünüyorum.

8) Net hata ve noksanın yüksekliği

Net hata noksan, ödemeler dengesinde kaynağı belirlenemeyen döviz giriş ve çıkışlarının yazıldığı kalemdir. Kaynağı belirsiz para olarak da adlandırılan net hata noksan, ödemeler dengesi tablosunu dengeleştirme işlevini yerine getirir. Net hata ve noksan kaleminin oluşmasının sebebi, ölçüm hataları ve tablodaki verilerin eksik veya fazla derlenmesinden kaynaklanır. Zaman uyumsuzlukları (İhraç edilmiş malın gidiş tarihiyle ihraç edilen mal karşılığında alınacak paranın gelişinin farklı dönemlerde olması gibi.) Beyan yanlışlıkları veya hataları (Gümrük beyanlarındaki eksikler ya da yanlışlar gibi. Kayıt dışılıklar (Gelirlerin kayda girmemesi ya da finansmanın kayıt dışı olarak gerçekleştirilmesi gibi. Anketlerdeki ölçüm hataları (Turizm gelirlerinin belirlenmesinde uygulanan anketlerin gerçeği tam olarak yansıtamaması gibi.)


9) Dolarizasyon

Dolarizasyon ya da Para ikamesi, bir ülkede yaşayanların yabancı para birimlerini kendi paraları yerine ve/veya paralel olarak kullanmaları durumudur. Toplam mevduatlar içindeki döviz payı 2014 yılı başındaki %33 seviyesinden yıllar itibariyle artış göstererek 4 Eylül 2020 itibariyle %51,9’a yükseldi. Dolarizasyonun sonucu olarak firmaların bilançoların kur uyumsuzluğuna bağlı olarak açık veya kırılganlığını, ihraç edilen ürünlerin fiyatlarının artması, ülkenin borçlarının döviz üzerinden olduğu için borcun ödenebilirliği konusunda sıkıntılar yaşanır.

10) Sisteme müdahaleler

Normal koşullarda piyasa sistemine; ortaya çıkan dengesizlikleri gidermek üzere para ve maliye politikası araçları dışında müdahale edilemez. Bu da tüm dünya genelinde merkez bankalarının bağımsızlığını temsil eder. Bağımsızlığına edilen müdahale ve bilinen uygulamaların dışına çıkıp daha önce açıklanmamış uygulamalara gidilirse sistem zarar alır. Yapılan müdahaleler toplum tarafından hissedilir ve genellikle enflasyon, faiz artışı, kurlarda yükselme yaratır. Bununla birlikte baskıcı olduğunuzu gösterirsiniz.

11) Merkez Bankasının bağımsızlığı


Merkez bankaları anonim şirket olarak kurulması ve para politikası ile kullanacağı araçlarını doğrudan kendisinin belirleme yetkisi bankayı garanti altına alan unsurlardır. Bu yüzden saf bir bağımsızlık içerisinde ve liyakat unsuruna uygun yönetilmelidir. Önceki madde ile bağlantı.

12) Tasarruf yetmezliği

Tasarruf yetmezliği bir ülkenin tasarrufları ile yatırımlarının denk olmamasına denir. Bir ülkede borçlanarak yaptığı her yatırım ilerideki zamanlarda tasarrufunu miktarini yatırımın maliyeti ile karşılayacak yapılır. Buyüzden yapılan yatırımın ne olduğu burada çok önemlidir. Sadece Tasarruf yetmezliğine bakılarak net bir karar alınamaz.Peki bu durumu düzeltmek için neler yapılmalıdır?

Bu durumda 3 yoldan biri izlenmelidir.

  • 1) yatırımın düşürülmesi, dolayısıyla büyümeyi düşürmek.
  • 2) Tasarrufları arttırmak.
  • 3) Dış kaynak bulmak

Sonraki yazı : Kendini Geliştirmenin 10 Yolu

Yazı için kullanılan Kaynaklar

https://tr.wikipedia.org/wiki/Keynesyen_ekonomi

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/503852

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/9313

http://documents1.worldbank.org/curated/en/221021468120292113/pdf/792750BRI0TURK0Box0377365B00PUBLIC0.pdf

http://www.mahfiegilmez.com/2017/02/net-hata-ve-noksan-tartsmalar.html

http://www.mahfiegilmez.com/2013/09/tasarruf-yatrm-dengesi-geometrisi.html